“Çocuk İçin En İyisi” Derken Ne Yapıyoruz?
Psk. Yusuf Erol
Ebeveynlikle ilgili konuşurken çoğumuzun diline doladığı bir cümle var:
“Çocuğum için en iyisini istiyorum.”
İyi de… gerçekten en iyisini mi yapıyoruz?
Bu yazı, kendine dışarıdan bakmaya hazır ebeveynler için. Kırılabilir, kızabilirsiniz. Ama devam ederseniz belki bazı zincirleri kırmak mümkün olur.
Niyet Güzel Ama Yöntem?
Anne-babalığın en yanıltıcı tarafı, sevginin yeterli sanılmasıdır. “Ben çocuğumu çok seviyorum” cümlesi, kötü davranışları bile meşrulaştırmak için kullanılıyor.
- Çocuğunu sevdiği için sürekli ödül veren ama sınır koymaktan kaçınan ebeveyn…
- “Kıyamıyorum” deyip hiçbir sorumluluk vermeyen, sonra da ergenlikte isyan eden çocuk karşısında şaşıran ebeveyn…
- Başarılı olsun diye baskılayan ama duygusal ihtiyaçlarını görmeyen ebeveyn…
Bunların hiçbiri sevgisizlikten değil. Ama hepsi sağlıksız. Sevgi, çocuğun ihtiyaçlarını görebilme becerisidir. Duygusal, fiziksel ve psikolojik olarak neye ihtiyacı olduğunu anlamadan verilen her şey, çocuğun gelişimine değil, sizin vicdanınıza hizmet eder.
“Ben Böyle Büyüdüm, Bir Şey Olmadı” Diyorsan…
Oldu. Bir şey oldu.
Çünkü o “bir şey olmadı” dediğiniz çocukluk, bugün sizin sabırsızlığınızda, öfke patlamalarınızda, onay alma ihtiyacınızda, tükenmişliğinizde kendini gösteriyor.
Ve fark etmeden aynı döngüyü çocuklarınıza aktarıyorsunuz.
Tutumlarımızın Gölgesi
Ebeveyn tutumu dediğimiz şey, sadece nasıl davrandığınız değil, hangi gözle baktığınız, neye önem verdiğiniz ve çocuğa ne hissettirdiğinizdir.
Bazı örnekler:
- Kontrolcü ebeveyn: Çocuğunu “şekillendirmeye” çalışır. “Onu en iyi ben tanırım” der ama aslında kendi başarısızlık korkusunu bastırmaktadır.
- Aşırı fedakâr ebeveyn: Çocuğu için yaşar ama bu, çocuğun değil ebeveynin ihtiyaçlarını karşılar. Çocuk suçlulukla büyür.
- Aşağılayıcı ebeveyn: “Ben senin iyiliğin için söylüyorum” diyerek çocuğun özgüvenini sistematik biçimde yıkar.
- Duygusal olarak ulaşılmaz ebeveyn: Yanındadır ama yoktur. Telefonundadır, işindedir. Çocuk “görünmez” hisseder.
Her bir tutumun çocuğa etkisi sadece bugünü değil, ileride kuracağı ilişkileri, seçeceği işi, yaşayacağı duyguları da etkiler.
Gerçeklerle Yüzleşmek
Şimdi bazı acı sorular:
- Çocuğunuza sınır koymakta zorlanıyor musunuz? Peki bu, onun değil sizin onaylanma ihtiyacınız olabilir mi?
- “Kızınca gözüm dönüyor” diyor musunuz? O zaman kendi duygularınızla baş edemediğinizi fark ettiniz mi?
- Çocuğunuzun başarısıyla övünüyor ama başarısızlıklarında hemen eleştiriyor musunuz? Peki çocuğunuz sizi sevgiye layık olmak için performans göstermeye mi çalışıyor?
Bu sorular zor. Ama yüzleşmeden ilerleme olmaz.
Sağlıklı Tutum Nasıl Olur?
Mükemmel ebeveynlik diye bir şey yok. Ama farkında olmak ve değiştirmek mümkün. İşte bazı sağlam adımlar:
- Sınır koyun, açıklayın. Disiplin, ceza değil yönlendirmedir. “Seni seviyorum ama bu davranış uygun değil” demek çocuğa güven verir.
- Duygularına yer açın. Çocuk ağladığında hemen susturmayın. Ağlamak kötü değil. “Şu an üzüldün, farkındayım” cümlesi bir çocuğun dünyasını değiştirir.
- Model olun. Onlara ne söylediğinizden çok, nasıl yaşadığınız belirleyici. Saygı görmek istiyorsanız, saygı gösterin.
- Kendi çocukluğunuza bakın. Ebeveynliğinizin yarısı, kendi anne-babanızdan kalan mirastır. Sorgulamadığınız sürece, aktarırsınız.
Son Söz: Ebeveynlik Geliştirilebilir Bir Yöneticiliktir
Çocuklar bizim uzantımız değil. Onlar ayrı bireyler. Onlara karşı en temel sorumluluğumuz, kendi iç karanlığımızla yüzleşip, onlara bunu miras bırakmamaktır.
Eğer bu yazı sizi biraz rahatsız ettiyse, iyi. Çünkü dönüşüm rahatsızlıkla başlar. Kırıldığınız yerde büyürsünüz. Ve çocuklarınız da sizinle birlikte…